1930’lu yıllar basında nükleer teknolojiyle ilgili ilk çalışmalar daha güçlü silahlar üretebilmek amacıyla birçok ülkede başlatıldı. İkinci Dünya Savası sırasında hızlanan araştırmalar İtalyan Fizikçi Enrico Fermi ve arkadaşlarının ABD için ürettikleri; Hirosima’da ve Nagasaki’de kullanılan nükleer silah yaklaşık 200 bin kişinin ölümü ve binlercesinin yaralanmasıyla sonuçlandı.28 Bu dönemden sonra nükleer çalışmalar ağırlıklı olarak askeri alanda nükleer güç ve nükleer enerji yönünde gelişti.
ABD, 1945’de gerçekleştirdiği Trinity denemesiyle ilk nükleer güç olmuş, ardından, 1952’de İngiltere ile işbirliği içerisinde gerçekleştirdiği Hurricane, 1952’de Mike adını verdigi nükleer denemelerine devam etmiştir.
Rusya, 1949’da ve 1953’de nükleer denemelerde bulundu. Bu arada Çin de nükleer çalışmalarda diğer ülkeleri tehdit eden güç olmaya başlamıştı. 1953 yılında BM Genel Kurulu’nda “Barış için atom” Programı önerilmiştir. Bu Program ile ülkeler nükleer silahlardan uzak durmaya davet edilmektedir. Bunun karşılığında ise nükleer teknolojinin barışçıl amaçlarla kullanımına yönelik “işbirliği” vaat edilmekteydi. Hatta bu programın takipçisi olarak da “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu” (IAEA) görevlendirilmişti. Soğuk savaş sebebiyle, 1956 yılında 81 üyenin oybirliği ile onaylanan adı geçen Program islerlik kazanamamıştır.